shayan / 08.02.2008
 
 
Defne’yi istemeye geldiklerinde, Asi Defne’nin peşinden çıktı. Demir de Asi’nin peşinden çıktı. Yani nedeni belli, bunlar böyle mıknatıs gibi birbirlerini çekiyor. Asi nerde Demir orda bitiveriyor. Orası tamam da… Annesi, babası, kurt dede, bir de o Süheyla teyzesi tam karşılarında… Demir kalkıp Asi’nin peşine gidiyor.
Zaten bir kere de Asi tarlada babası ile çalışıyordu, Demir oradan arabası ile geçiyordu. Asi’ye bir bakış attı. “Allah” dedim, neydi o bakış! Hem de kızın babasının yanında! Mangal gibi yürek var paşamda.
Asicik / 2 Şubat 2008
 
Ben bu bölüm kız isteme olayını beğenmedim. Çok üstünde durulmamış o sahnenin. Ayrıca Süheyla'nın kız isteme sözleri çok garipti. "kızınızı istiyoruz hadi verin de gidelim artık der" gibiydi. “Allah'ın emri, peygamberin kavli” nerde. Süheyla gibi adetleri bilen birinin böyle kestirip atması hiç hoşuma gitti. Oysa bölümün başından sonuna kadar adetlerden bahsedildi. Tamam, Süheyla’yı oraya götürmek bile büyük bir şey ama yine de adetlerin yerini bulmasını isterdim.
Küçük bir hatırlatma yapayım. Tüyolarda ufak bir hata olmuş. Ben kız istemeye Kerim'in gerçek ailesinin geleceğini söylemiştim ama gelmediler. Sanırım tüyoları alırken yanlış anladım. Sadece Kerim'in gerçek ailesi gündeme geldi. Bu yüzden kusura bakmayın
Neslihan17 / 2 Şubat 2008
 
Kenan’ın yaptığı en güzel şey Asi’nin o fotoğrafı. Gerçekten çok iyi idi. Demir’e de kıskanması için bir neden daha olarak karşımıza çıktı.
Asi- Demir arasındaki gerilim o kadar yükseldi ki bölüm boyunca. Ve öpüşme. Altında hırs, hınç dolu. Hırs ve hınç içlerindekini ortaya koyamamaktan, karşısından kendisi gibi düşündüğünü bilememekten. Gerilim devam ancak rengi değişecek. Ama ne renk olacak tahmin edemiyorum. Birbirlerini gördüklerinde Demir yine Asi’nin yüzüne mi bakmayacak, Asi Demir’e yine kıl mı davranacak? Eh yine bir yerlerde yalnız kalabilirler.
Bu bölüm Defne’nin kendini sorgulaması çok güzeldi. Sadece duygularımla mı davranıyorum, hiç düşünmedim mi sorgusu idi bu. Defne–Kerim arasındaki ilişki bazıları çok solgun bulsa da ben çok beğeniyorum.
Bölüm sonunda Demir Asi’nin kıskançlığından kaçmak için yürümesi ve Asi’nin de durmayıp ardından gitmesi. Sanıyorum özette bulunan “Asi için aşkının peşine düşme zamanı” bu olsa gerek.
flytomoon / 2 Şubat 2008
 
Tuba bakışlarıyla davranışlarıyla Asi karakterini iyi canlandırıyor da, Asi dile gelemiyor. Senaristler Demir'e kendini çok güzel ifade edebilme kabiliyeti verirken Asi'ye bu kabiliyeti vermiyorlar.
vision / 2 Şubat 2008
 
Demir öpücüğü kesip özür dileyebilir. Asi zaten şokta olur. Demir eve döner. Asi ise bu öpücüğün bir anlık bir refleks olduğunu, zaten sonrasında da Demir’in pişman olduğunu düşünebilir.
GULBEYAZ76 / 2 Şubat 2008
funda / 02.11.2009
 
 
Bence Demir çok farkında ne yaptığının ve bence pişman olmaz. Demir’in zaten her hareketi her davranışı çok kati ve kesin. Çok isteyerek öptü. Çok da memnun olacak bence bu durumdan ikisi de. Ama evet… şimdi bundan sonraki ilk sahne ve ne yapacakları çok önemli. Tabi çiftlikte bir de Leyla var. Leyla da Demir’e musallat olmasın da.
Bu bölümde şunu da iyice fark ettim, Demir ile Leyla arasında çok fazla mesafe var. Zaten başka şekilde de olmazdı, Demir gibi biri için bu çok normal. Yani Demir istemediği sürece Asi’ye kızıp da bir şey yapmadığı sürece… bence Leyla sıfır hiç bir şey yapamaz.
MİHRİMAH / 2 Şubat 2008
 
Asi kıskançlık belirtileri gösteriyor. Leyla’yla Nida’dan bahsediyor. Sonra Demir “Bu seni rahatsız mı etti?” diyor. İşte buradan itibaren aklım kesmiyor. Demir Asi’ye gönderme gibi bir laf atıyor, “Hele karşındaki seni yanlış anladıysa” diye. Sonra çekip gidiyor. Asi peşinden gidip “Kendini dünyanın merkezi sanıyorsun, değil mi?” diyor. Ne alaka?
Demir orada Asi’ye Kenan’ın teklifiyle ilgili “seni yanlış anladım” demek istemiyor mu?
Asi neden hala bu kadar öfkeleniyor? Demir’in ondan özür dilemeye çalıştığını görmüyor mu?
ahumerve / 2 Şubat 2008
 
Benim anladığım seninkiyle aynı. Yani “Ben seni yanlış anlamış olabilirim. Sen mücadele edeceksin” demek istiyor. Ama Asi sonra neden “Sen kendini dünyanın merkezi sanıyorsun” diyor… ben de anlamadım.
Sımarık Cadı / 2 Şubat 2008
 
Yanlış anlayanın kendi olduğunu düşünüyorsa bu tavır ne?
GULBEYAZ76 / 2 Şubat 2008
 
Sanırım Demir orda Defne’nin Kerim’i yanlış anlamasından bahsetti. Ama sözler Asi için işe yaradı ve Demir’in arkasından gitti. Ondan sonrasını bende anlamadım. “Dünyanın merkezi derken” ne demek istedi?
redroses / 2 Şubat 2008
 
Asi: Neden rahatsız etsin? Sadece ben birinin peşinden, hem de evlenmek üzere olan birinin pesinden öldürseler gitmem.
Burada aslında bir derinlik var. Demir Asi’ye bir sürü kırıcı laf söyleyip arkasını döndü gitti ama Asi peşinden gitmedi. Biz de sorduk neden gitmedi? İşte burada çıktı. Ne kadar konuyu başka yerden almışsa da kendisinden bahsetti. Öldürsen arkandan gelmem diye… gerçi öpücük sahnesinde gitti ama orda sözü yarım kaldı onu saymıyoruz.
Demir: Çok güzel. Ne kadar yüce bir davranış, ama bazen bunları yapmak gerekir Asi Hanım. Hele karşındaki seni yanlış anladıysa.
Aslında konuşmadan normal çıkarılması gereken, Nida’nın Kerim’in peşinden gitmesinin güzel oluşu. Öyle mi diyor Demir… tabi ki hayır. Ne diyor:
Bazen arkandan gelmen, ben böyle bir şey yapmadım deyip uzun uzun açıklaman, birilerinin gönlünü alman gerekir diyor. Tamam, ben seni yanlış anladım ama gel peşimden bana bunu açıkla, bunu senden duyayım diyor. Aslında gerçekten de Asi’nin dediği gibi “dünyanın merkeziyim ben” diyor.
Asi de bunu kaldıramıyor bağırıp çağırıyor tabi. Bu asiliği Demir’in en sevdiği özelliklerinden biri. Peki, Demir ne yapıyor?
Sevdiği Asi’yi görüyor yeniden ve orada…
honeymoon / 2 Şubat 2008
dream / 09.04.2009
 
   
Demir bence, Asi “siz geldiğiniz yere dönün” dediğinde çok bozuldu ve “tavsiyeniz için teşekkür ederim” dedi. Ama sinirlendi. Asi de hem “gidin” diyor, hem de “belki gideriz” dendiğinde sinirleniyor. İkisi de çok inat istemedikleri şeyleri birbirlerine söylüyorlar.
Asi ben İstanbul’daki kızlara benzemem diyor. Gururluyum, kimsenin pesinden koşmam diyor. Ama Demir ne kadar yüce bir davranış dediğindeki yüz ifadesi çok güzel. Çok güzel yansıtıyor kızdığını. Demir de illa Asi’yi peşinden koşturacak. Asi’nin de sinirlendiği buydu; hem kızı yanlış anlayan o, hem de peşimden koşup bana açıklama yapman lazım diyor. Acaba kim Asi’yi dinlemeyip çekip gidiyor. Yani amacı gururlu Asi’yi birazcık daha peşinden koşturmaktı. Asi "kendini dünyanın merkezi mi sanıyorsun" dediğinde haklıydı bence. Ve bir şeyi unutmadan Demir İstanbul’daki hayatının farklı olduğunu dile getiriyor. Yani bu benim geçmişim, bundan rahatsız olmamalısın diyor bence.
Pek hoşuna gitmişe benzemiyordu bu küslük, gerçekten çok sinirliydi.
Defne’yle konuştuklarında, Asi güldüğünde falan eskisi gibi baktı Asi’ye, küslüğü falan unutmuştu, resmi duyunca iyice öfkelendi, pesinden koşturmak istedi çünkü kendi de Asi onu yanlış anladığında çok koştu ve Asi dinlemek istemediğinde belinden tuttuğu gibi arabaya bindirdi. Yani Asi’ye ben seni yanlış anladıysam bile bana bu durumu açıklayacaksın, tıpkı benim yaptığım gibi. Biraz da Asi’nin ona olan aşkını ispatlamasını istedi gibi.
kumralim19 / 2 Şubat 2008
 
Bazen bunları yapmak gerekir Asi Hanım. Hele karşındaki seni yanlış anladıysa.
Demir Asi'yi yanlış anladığını söylüyor. Yani ilk olarak böyle yorumladım bu cümleyi. İyi ama yanlış anladığını ne zaman anladı. Asi ile yaptığı konuşmadan İhsan yüzünden olduğunu bilseydi kendisiyle geleceğini söylemesinden mi. İyi de Demir'in derdi bu değil ki. O, Asi’nin Kenan'a ‘evet’ dediğini zannettiği için tavırlı. Asi'nin bu sözlerinden Kenan'a evet demediği gerçeği ortaya çıkmıyor ki. Eğer yanlış anladığını kastediyorsa Demir, o zaman sahne geçiştirildi zira izlediklerimizden yanlış anladığına dair hiçbir işaret yok. Asi'yi yanlış anlamışım bildiğim gibi değilmiş Asi anlamına çıkarmak istiyorsa bu hiç olmaz. Öyle ise bir önceki sözlerinden Asi'nin peşinden gitmesi gerekirdi sonucu çıkar. Demir gitti mi peki. Ne gezer. İnsan bir anda bu kadar kendisini geri çeker mi canım! Ama iyi taktik.
Demir Asi’yi yanlış anladığını vurguluyor yine en kuvveti muhtemel. Ama o yanlış anladığını anlarken biz de görseydik ve deseydik Demir yanlış anladığını anlamış.
sude9 / 2 Şubat 2008
 
Bu repliği duyunca bende dedim ki Demir Asi’yi yanlış anladığını kabul ediyor, ama bunu anlaması için yine de karşısındaki kişinin gelip ona durumu anlatmasını bekliyor.
Ben seni yanlış anladım Asi ama yine de gelip senin anlatman lazım demek istemiş. Kenan’ı öyle sarhoş görünce “Eğer Asi’yle evleniyor olsa, Defne’nin sözünde niye yoktu… burada içip sarhoş olduğuna göre, demek ki Asi kabul etmemiş, evlenmiyorlar” diye kararını mı verdi acaba?
Ahhh ahhh adam gibi gerçeği kahramanından söyletmiyorlar, biz de izlediğimiz sahnelerden bak bunu yaşadı herhalde bundan dolayı bunları söylüyor diyoruz.
Deren1970 / 3 Şubat 2008
usayken
 
 
Demir henüz hiçbir şey bilmiyor.
Tersini düşünme nedenim;
Demir Asi'ye kızgın çünkü evet dediğini düşünüyor değil mi?
Demir henüz öğrenmedi, Asi'nin Kenan'a evet demediğini.
O zaman Demir nasıl oluyor da, Asi'yi yanlış anladığını düşünüyor.
Asi'yi yanlış düşünüyor olsaydı, Asi'nin ona gerçekleri anlatmasını istiyor olsaydı onu dinlemesi gerekmez miydi?
Her defasında çemkirip çemkirip kaçtı.
Hadi ilk anın siniriyle dinlemedi, peki ondan sonra neden sakinleşmedi.
İşte ben bu sorular yüzünden tersini düşünüyorum.
Demir Asi'nin evleneceğini öğrendiği zaman Cemal Ağa’dan, o anda çekip gidebilirdi ama gitmedi.
Hala evlilik söylentisi dolaşırken Suriye'ye gitti (Asi için).Ve Suriye'ye gitmeden önce o evde Kenan olduğu halde beni bekle dedi.
sevda123 / 3 Şubat 2008
 
Asi ben evlenmekte olan birinin peşinden öldürseler gitmem diyor. Burada ne kadar gururlu biri olduğunu ima ediyor ve İstanbullu hanımlarla olan farkını anlatıyor. Ama Demir’in hoşuna gitmiyor bu cümle. Çünkü ona bu davranış hoş gelmiyor. Kendi de zamanında yanlış anlaşılmıştı ve Asi onu dinlememişti. Ama Demir kendini dinletti. Demir Asi’nin de aşkı için savaşmasını istiyor. Bir iki bölüm Asi’nin yüzüne bakmadığı için Demir’e kızıyordum ama simdi eski bölümleri düşününce… Asi de Demir’e neler yapmıştı, “seni istemiyorum” diye yüzüne bağırmıştı. Ona rağmen Demir Asi’ye bozulmamıştı ve onun için savaştı. Demir gözümde böylelikle haklanıyor.
kumralim19 / 3 Şubat 2008
 
Demir Asi’nin “ben asla bir adamın peşinden gitmem^” demesine kızıyor. Çünkü aşk için savaşılması gerektiğini Asi’ye söylemek istiyor. Asi’nin aşkı için savaşmasını istiyor. Ayrıca bir de benim de İstanbul’da bir geçmişim var derken sanki Asi’nin gelecekteki ve şu anda ki kıskançlığını rahatlatmak, böyle olmasının normal olduğunu anlatmak istiyor.
M&M / 3 Şubat 2008
 
Asi-Demir final sahnesinde repliklerle oyunculuklar birbirilerine çok uymasalar da
-oyunculuk yönü çok daha zengindi zira- son zamanlarda izlediğim en hak edilmiş öpüşme sahnesiydi. Asi gözleriyle meydan okudu Demir'e. O kadar çileden çıktı ki Demir, İhsan Bey'in avlusunda, uluorta deşifre olmaktan çekinmedi. İhsan Bey'in kızlarına kimseleri layık göremediği, onları evermek konusunda ne kadar tutucu olduğu Kerim'e yaptıklarından bu kadar malumken, Demir'in deplasmanda gösterdiği bu cesarete bravo doğrusu. Hele hele de Aslan'dan son aldığı bıçak darbesinin acısını nasıl unuttu? Bütün bu detayları atlayıp Asi'yi aşık olarak sahiplenmesinin sebebi bence de Kenan'ın çektiği o fotoğrafa tahammül edememesiydi. Resmi gördüğünde Demir'in aklından geçen, ''Onun bu en güzel ve doğal halini benden başka biri nasıl görüntüler?'' kıskançlığıydı adeta ve Asi'nin de bu detayı yakalamış olması Demir'in gözünü karartıp o öpücüğü almasına sebep oldu.
meline / 2 Şubat 2008
usayken
 
 
Süheyla'yı sevmeme nedenim İhsan. İhsan'a da kızıyorum ama ona karşı kızgınlığım kısa sürüyor.
Mesela bu bölüm kızdım. Oturup başından itibaren tane tane anlatsaydı geçmişi Neriman'a ne olurdu? İhsan anlatmaya çalışsaydı nasıl anlatacaktı;
-Eski bir aşktı. Bitti.
Diyemezdi. Ama bir ihtimal anlatır diye bütün bölüm bunu bekledim. Anlatmadı. İyiki de anlatmadı. Neriman'ı biliyoruz.
Zaten anlatmadığı, anlatamadığı için uzunca bir süre Cemal Ağa'mızın dokundurmalarına ve açık tehditlerine maruz kalacaklar.
Bir de şu konu hala açığa kavuşmadı. Süheyla İhsan için "eski" bir aşk mı, yoksa hala devam eden bir karasevda mı?
Bu da bizi karakterler konusunda şaşırtıyor.
Zaten yavaş yavaş ısınıyorum Süheyla'ya. Asi'ye karşı olan tutumu değişti en azından.
Şundan korkuyorum; Defne-Kerim nişanı olacak. Evlenecekler.
Ama Demir-Asi tarafından var olacak birlikteliğe (en yakın zamanda inşallah) karşı tutumu ne olacak?
Leyla'nın boşu boşuna gelmediğini düşünüyorum diziye. Bu karakterin amacı sadece; iki aşığın arasındaki kıskançlık krizlerinin, dokundurmaların (hanım arkadaşlarınız) olmayacağı kesin.
Büyük bir rol oynayacaktır. Korktuğum şey özetle Süheyla-Leyla'nın birleşip Asi-Demir aşkına taş koymalarıdır.
Umarım Süheyla böyle bir şey yapmaz. Zaten yavaş yavaş ısınıyorum. İyice soğutmaz kendisinden.
Ben yeğenlerine karşı gösterdiği sevgi veya alçak gönüllüğünün karşısında geçmişte İhsan'la yaşadığı aşk sonucu İhsan'ın ailesinin ve kendi ailesinin yaralanmasından korkuyorum. Ki bu olaydan en çok yara alan yine Asi-Demir olacaktır.
çarşı_903 / 2 Şubat 2008
 
Her ne kadar son bölümün finali gözümüzü döndürse de senaryo konusunda ciddi endişelerim var.
Özellikle Asi karakteri hakkında. Öncelik dizinin iki başkarakteri bize ilk bölümde birbirlerine çok benzer şekilde gösterildi. İkisi de gururlu, inatçı, lafını sakınmayan, dürüst.
Ancak Demir bunların arkasında dururken Asi de bunlar azaldı. Ben hala nasıl oluyor da Demir’in söylediği onca şeye rağmen, Asi son iki bölümdür aslında teklifi kabul etmediğini söyleyemiyor anlamıyorum.
Beni endişeye sürükleyen sahneleri saymam gerekirse.
1- Geçen hafta karakol önündeki konuşma
2- Tarladaki tartışmaları
3- Defne’nin odasının önündeki konuşmaları (en nihayetinde Kenan konusu geçti)
4- ve yağmurlu sahne
Ayrıca sadece Asi için değil birçok sahnede buna fırsat vardı aslında.
1- İhsan söyleyebilirdi
2-Cemal Ağa bir şekilde berberde ya da kız isteme sırasında boşboğazlık edip söyleyebilirdi
3- Defne söyleyebilirdi. Dolayısıyla Kerim de söyleyebilirdi
4- Gece barda Kenan söyleyebilirdi
5- Nida en azından Kenan da ben de reddedilmişiz. Ortak noktamız var o yüzden beraber içiyoruz gibi bir şey diyebilirdi.
Sonuçta denilecek ortam çok rahat yaratılabilirdi. İlla Demir’i Asi’ye karşı kızdıracaklarsa Demir’e dolaylı yönden öğrendirebilir ve bunu Asi açıklamadığı için başkasından duymak zorunda olduğu için Asi’ye kızdırabilirlerdi.
Son sahnede her şey var da en önemli şey eksik. Nasıl aklımıza gelmez! Demir Asi’nin belini değil kolunu tuttu! Son sahneden iki saniye sonra Demir Asi’nin öpücüğe karşılık verdiğini görüp sol eliyle beline sarılır mı acaba!?!?!
Vamos / 2 Şubat 2008
M.A818 / 18.06.2009
 
   
"Senden bir şey isteyeceğim. Daha doğrusu bir rica". Tahminim, ikinci senedi geri istemesi yönündeydi. Dakika 1 gol 1 oldu. Ters köşeye yattım. Sonrası çok ilginç bir konuşmaydı.
"Ben hiç büyük kazançlar peşinde olmadım. Büyük borçların altına da girmedim". Burada bir durdum. Nasıl büyük borca girmedin? Borç miras mı kaldı? Çok tuhaf bir cümleydi. Tüm diziye aykırıydı. Sonra düşününce, acaba dedim. Büyük borcu, keyfi yapmadım, riske atılmadım anlamında mı kullandı bu cümleyi. Sanırım İhsan, topraktan yediği kazık için sadece borç almış. Bu da katlanmış. Yeni yatırım için falan değil. Bunu kastettiğini kabul edince cümle ilk andaki kadar kulağımı tırmalamadı.
Konuşmanın devamında, "Olacakları hissetmişsin, göremedim ben bunu, Bülent’in kirli işler çevirebileceği aklımın ucundan geçmemişti." Aklından geçmedi ama Aslan ve Demir seni uyardı. Adamın ne mal olduğunu sağır sultan duymuş. Sen nasıl duymuyorsun. İstihbaratı kahvede yapsan öğreneceksin, gidip Bülent'e soruyorsun. Pess yani İhsan. Pes!
Vadesi geçmiş son senet ve doğal olarak, Demir'den, "vade sorun değil" cümlesi… aksini söyleyemez zaten. Adam ve kızı için. Ya da sadece kızı için ölümü göze almış. Şimdi senet derdine mi düşecek.
"Hatalarım yüzünden, az daha kızım fırsatçı birinin oyununa geliyordu. Artık bu meseleyi aklıselimle çözmek istiyorum". Kaç bölüm önce söylemiştim anımsamıyorum. En büyük hata Asi'nin çalışmasını bu kadar gurur meselesi yapılmasıydı. Bu konuşmaların devamında, sadece Asi değil İhsan Bey’in kendisi de Demir, için çalışmaya başlayacak hale geldi. Bunu teklif edebildi. Demek ki her zaman duygularla, kör bir gururla hareket etmemeli, önce durup düşünmeli. Bugün bir genel müdürün almayacağı maaş ortalaması ile iş gören kız, guru meselesi yapılıp işten çıkartılıyor. Sonrası malum. Pess az kalır İhsan. Çok az kalır. Demir, kötü niyetli biri olsaydı ne yapacaktın. Ya başka şartlar koşsaydı. Sadece Asi çalışacak 2 yıl 4 yıla çıktı deseydi. Dua et, kızına aşık bir erkekle pazarlık yapıyorsun. Bir başkası ne pis taleplerde bulunabilirdi. Kabul ederdin ya da etmezdin ama bu hale sen düşürdün kendini. Denilecek her şeyi de kabullenmek zorunda kalırdın.
Demir, yukarıdaki cümle ile Kenan olayının, kapandığını anladı. Ama teklife hayır dediğini hala bilmiyor. Çiftliği işletme önerisi, İhsan'ın elindeki tek kozdu. Demir, bunun farkında, ama alel acele verilmiş bir başka karar olmasın, sonra pişman olmasınlar diye, hemen yanıt vermedi.
Asi'nin yanından ayrılan Süheyla, eve girdi. Melek ve Asi, görüşmenin sonucunu beklerken, Asi'nin sıkıntılı hali, kıpır kıpır oluşu, iç dünyasını gösteriyordu. İhsan'ın "iyice düşün kararını ver" cümlesinden sonra, Demir ve Asi bakışması, Asi'nin mahcup ama teslim olmuş bakışları ilginçti. Hatta Kerim bile bunu dile getirdi.
Demir, hem Leyla'yı ikna etme çabası, sevgisinden emin olduğu arkadaşına arka çıkması çok güzeldi. (Ben mi görmedim, yoksa bu hafta balkon sahnesi hariç, Leyla'nın Demir'e askıntı olma sahnesi yok muydu? Balkon sahnesinde de, kasıt arasam mı bilemedim. Sanki rastlantı gibi oldu)
Demir'in balkonda beklemesi, tam Asi ve babası geldiğinde, Leyla'nın çıkması ve Demir'den azar işitmesi hoştu. Kıskananlar ve kızılacağını anlayanlar iyi tepki verdi.
İhsan Asi'ye sesleniyor ama Asi, kitlenmiş balkonda Demir ve Leyla'yı takip ediyor. Kafasını tekrar çevirdiğinde boş görünce bozuldu ama o sırada Demir yanlarına gelmişti. O anda aklından geçen, Demir'in de Leyla'nın peşinden içeri girmiş olduğu değilse bende Asuman değilim.
İş görüşmesinde, Demir'in, İhsan Bey’i onore etmesi çok hoştu. Yanlarında çalışanların, her iki aileye de farklı gözle bakmasını engelledi. Başarılı bir iş adamının yapacağı bir konuşmaydı. Boşuna holding o kadar büyümemiş.
Asi-İhsan-Demir'in tarlada gezmeleri, etrafa boş boş bakışları, İhsan'ın ikisinin arasında gezmesi hoştu. Demir'in Asi'yi her fırsatta dışlaması, Asi'nin buna tepki göstermesi ilginçti. Geçen hafta neredeydin kızım. Neden sustun?
Sonra uzun uzun atışmaları ve sonunda "sen bana güvenmedin, ben de sana güvenimi yitirdim Asi" deyip basıp giden Demir. Hala Kenan'ın teklifini kabul etmedim demeyen Asi.
Süheyla'nın, avludaki hali. Demir'in, anlayışla uzaklaşması. Doğum yaptığı yeri gezerken, korkulu gözlerle bakması. Bu kadının yaşadıklarını yaşasak, kaçımız o'nun kadar güçlü olurduk. Başının dönmesi Aslan'ın yardım etmesi, yine gözümüze sokulan Aslan sahneleriydi. Bu kadar kör kör gözün parmağına olunca insan haliyle işkilleniyor.
qsawe / 3 Şubat 2008
funda / 02.11.2009
 
 
Kerim ile Demir'in geldiğini gördüklerinde, Defne'nin her şeyi bir yana bırakıp aşağı inmek istemesi, Asi'nin, önce engellemeye çalışıp sonra destek vermesi. Bu abla kardeş sahneleri hep güzel işleniyor. Kızlar arasında sorun yansıtılmaması, hep hoşuma gitti.
Kerim Defne ile arabaya binerken, Demir'in Asi'nin yanına gitmesi… Neden sende geldin kardeş? Evine gitsene. Bırak sözlüler tek başlarına halletsinler. Ne oldu. Asi'nin de orada olmasını mı diledin? Sende biliyorsun, Asi, Defne'yi tek bırakmaz. Yeme bizi.
"Bu kız kim Demir, nerden çıktı? Bugün Defne'ye Kerim ile ilgili güven verdin. Neler oluyor?" Hem ablası için korkan Asi. Hem de, sevdiklerinin, geçmişlerinden tedirgin olan Asi.
"Sadece eski bir arkadaş. Biraz yalnız bırakalım onları. Halledeceklerdir" Doğru, birbirini seven ve dertlerini konuşan insanlar sorunlarını hallederler. Ama konuşanlar. Susanlar değil. Asi'nin, konuşmaya kendisini hazırlaması, afraları-tafraları hoştu.
Kerim-Defne, araba muhabbeti Nida sorununu bence çözdü. Sonunu görmesek de, dürüstçe konuşuldu. Ayakaltında olmasın yeter. Hadi Nida, tek bölüm sana yeterli kardeş. Git silikonlarını patlat.
"İstanbullu arkadaşlarınız da sizden ayrı kalamıyor. Sizi hiç yalnız bırakmıyorlar"
Burada Demir'in tasdikleyici kafa sallaması…
"Evet, bizi severler" Oooo beyim… bu nasıl bomba bir cümle. Bizi severler. Kim sever nasıl sever neden sever? Olmaz. Bir bayana böyle imalı laf edilmez. Bak şimdi kızın kan beynine sıçradı.
"En iyisi siz alıştığını yere geri dönünde, hanım arkadaşlarınız buraya kadar yorulmasın". Bu cümlenin Türkçe Meali… Yakında senin de eski sevgilin gelir, ben buna dayanamam. Yol yakınken sen çık git hayatımdan. Ya da bana şimdi, benim eskilerimle defterim kapandı de. İçimi rahatlat. (Ooo iç ses çok uzunmuş)
"İşleri yoluna koyalım, döneriz belki. Tavsiyen için teşekkürler" … yemedim kızım. Sana içini rahatlatacak bir söz etmem. Gideceğim korkusu ile yaşa. Ama gitmem. Gidemem. Burada işler yola koyulmuyor ki. Hep sarpa sarıyor. Sonra da aşk ateşi bacayı sarıyor. Bir de ben seni sarsam. (yok bunların iç sesleri geveze, onun için dış sesleri az konuşuyor)
"İsabet edersiniz" lanet olsun sana. Neden bana 'seni bırakıp dönmem' demiyorsun. Desene. Demez. Bu da içses çünkü. (ay ben sizin konuşmayan diliniz kopartırım... işe yaramıyor ki.)
"Hepimizin bir geçmişi var. Benim de öyle. İstanbul’daki hayatımız buradan çok farklıydı. Farklı yaşıyorduk". Eee Kerim çapkınsa, Demir haydi haydi çapkındır. Ama ketum abimiz anlatmaz kimseye. Ama Asi'ye açıklıyor. Benim de geçmişim var diyor. Ama farklıydı o zaman diyor. Neden? Çünkü o günler geride kaldı. Değişmemiş olsalar, aynı hayatı Antakya'da da devam ettirirler. Demek ki her ikisi de değişmiş. Artık farklı insanlar olmuşlar. Ve her ikisi de aşık ama, dillendiren Kerim, saklayan Demir.
"Belli oluyor. Kızlar, arkanızdan buralara kadar geldiklerine göre." Tırnaklar çıktı.
"Bu seni rahatsız mı etti?" Yanıtının evet olması için servetini verir mi acaba?
"Neden rahatsız etsin… sadece ben, birinin peşinden, hem de evlenmek üzere olan birinin peşinden, öldürseler gitmem." Bu cümle, Kenan ile evlenmekten kıl payı kurtulduğunu sanan Demir'e gönderme gibi olmuş. Tepki hemen geldi zaten.
"Çok güzel ne kadar yüce bir davranış. Ama bazen bunları yapmak gerekir Asi Hanım. Hele karşındaki seni yanlış anladıysa." Burada birbirlerine laf sokmaktan ötesi vardı. 'Sen Kenan'ın teklifini kabul ettiğinde bile, bekledim. Açıklamanı, vazgeçtiğini söylemeni. Senin için uğraştım. Senin mutlu olman için. “Bekle beni” dedim. Sınırda da söyledim. Duymadığını öğrendim. Pişmanım. Ama seni bırakmam.'
Demiş midir Demir bunları iç sesiyle. Belki bir kısmını ama bakışları, "beni anlamadın ya ben ona yanıyorum" diyor. Sonra da çekip gidiyor. İşte beklenen an. Nihayet Demir'in peşinden koşan Asi.
Kerim ile Defne arabada kendi hallerinde. Farkında bile değiller olanların şimdilik. Gittikleri nokta, evin görüş alanlarının dışı. Yani, Aslan, hariç kimse evden göremez diye düşünüyorum. Tabii birilerinin yatak odasının altında falan değillerse. Görse görse Kerim ve Defne dikiz aynasından görebilir. Kerim görürse, önce ses etmez. Sonra okur Demir'in canına. Defne görürse, zaten şüphelendiği şeylerin netlik kazandığını anlar.
“Kendini Dünya'nın merkezi sanıyorsun, değil mi?"
"Bence asıl sen kendini Dünya'nın merkezi sanıyorsun"
Ay ben akşam bunu nasıl atlamışım. Dünya'nın Merkezi. En önemli nokta. Allah maazallah bir soğusa! Dünya yok olur. Birbirleri için bunu düşünüyorlarsa, birbirlerinin Dünya'larının Merkezi olmuşlar zaten. Burada söylenen sözler, kızgınlıkla söylene bilir. Ama içlerindekini yansıttığı ortada.
"Gözümden kaçtı sanma. O odamdaki fotoğrafı Kenan çekti deyince, yüzünü gördüm. Öfkeden delirdin"… Ona bizim köyde kıskançlık diyorlar.
"Öyle mi… Suriye’den gelişimden beri seninle ilgilenmediğim için, asıl sen, delirdin. Ben de, senin yüzünü gördüm" kasıtlı yapılan hareketlerin, birbirlerinin tepkilerinin, en başından beri farkında olup bunları açıklayamamak, içinde yaşamak, çaresiz olmak… hepsi cümlelerde gizliydi.
"Sen ne kadar kendini beğenmişsin. Sen kendini ne sanıyorsun?" Bu kız bu cümleyi daha önce kurduğunda tokat yemişti. Bu sefer öpücük yedi. Demek ki, üçüncü kez kullanırsa başka bir şey olacak.
Tam geri dönerken, yine kolundan yakalandı, döndürüldü ve ayakta alkışlanacak bir sahne ile öpüştüler. O kadar kısa bir öpücük görüntüsünü alkışlamıyorum. Çekimi alkışlıyorum. Müthiş yakalanmış. Boylar poslar mesafeler. O çarpışmayla dişler falan kırılabilir dudaklar patlaya bilirdi. (olmadığını bilmiyoruz ya. 15. bölümde anlarız.) müthiş bir zamanlama gerçekten. Ve tam o anda biten sahne. Ne 2-3 saniye daha gösterim, ne başka bir şey.
Bunu da güzel ayarlamışlar. Bu kadar mıydı tüm beklediğimiz diyen çok arkadaş var. Eğer öpücük uzasa, haftaya kadar, ardından tokat mı geldi, devam mı ettiler demez, “Aa şu olmuş derdik”… öyle bir anda kesildi ki hiç bir tepkiyi anlamadık. Tek anladığımız, her ikisinin de bir elinin boşta olduğu. Ayrıca, yağmur altında olduğu için, beğenmeyenler var. Tabi yağmur altında olduğu için beğenenler de var. Bize de yaranılmıyor. Hiç bir şey bizi mutlu etmiyor.
Duygular açığa çıktı. Ama söze dökülecek mi. kavgayla olur demiştim. Kavgayla oldu. Sonrası için tahmin yürütmek zor. Olumsuzluklara hazırlıklıyım. Hep diyorum ya. Her şey tıkırında gitse izlemeyiz. Sıkılırız. Bunu bildikleri için, sorunları hazırladılar bile. Bize yine beklemek düşüyor. Beklerken de bir hafta boyunca, yazmak çizmek eleştirmek, takdir etmek. Fikir vermek. En zoru da bize düşüyor muş…
qsawe / 3 Şubat 2008
usayken
 
 
Ben Asi’nin Kenan’ın evlenme teklifini kabul etmediğini söylememesinin kasıtlı olduğunu düşünüyorum.
Hatırlarsanız, hani şu meşhur 10. bölüm balkondaki dans sahnesinde, “hem bu seni neden ilgilendiriyor ki” gibi bir şey söylemişti. Ayrıca, sanıyorum geçen bölümdeydi, Demir ile kefalet için yaptıkları Cemal Ağa’nın evindeki konuşmada da böyle bir şey söylemişti Asi.
Bunun Demir’i neden ilgilendirdiğini bilmekle birlikte, bence gerçek bir itiraf bekliyor. Yani “sen beni yanlış anladın, ben onun evlenme teklifini kabul etmedim” demesi bile bir miktar gururuyla ilgili. Hesap veriyor olması, evlenme teklifini kabul etmediğini açıklıyor olması bile, aralarındaki durumun tescili, daha doğrusu kendi duygularının itirafı gibi bir şey. Yani bir insan ancak kendisi için duygusal anlamda önemli olan birisine bu konuda açıklama yapmanın peşine düşer, öyle değil mi? Eğer o kişiden hoşlanmıyorsa, aşık değilse, önemli değilse, umurunda olmaz.
Kızımız bunu pekala bildiği için, yine gururu nedeniyle Demir’e bu konuda açıklama yapmıyor. Hatta Fotoğrafı Kenan’ın çektiğini söylediğindeki –bence anlamlı ve gözlemci- bakışıyla, daha da kızdırmaya çalışıyor. Son sahnede bu noktadan bahsedilirken bunun farkında olunduğu da belirtildi bence.
Bilmiyorum düşüncelerimi doğru aktarabiliyor muyum? Hatırlarsanız Asi ilk bölümde de evin kızı olduğunu söylememişti. Yanlış anlaşılmanın devam etmesine izin vermişti. Burada da ne kadar uzatırsa uzatsın sonunda gerçeğin anlaşılacağını biliyor ama bu açıklamayı kendisi yaparak kendi duygularını tescil etmek istemiyor.
Durum özetle şudur: Kahramanlarımızın ikisi de keçi. Ama duyguların itirafı konusunda Asi ile Demir'den daha çok uğraşacağız gibi geliyor bana.
ZEMFIRA / 3 Şubat 2008
 
Asi ve Demir öpüşme sahnesinde tokat olayı olmayacakmış. Hatta bizi orda çok güzel bir şey bekliyormuş. Ben burada tek bir şey düşünüyorum. Gerçi fundanın tüyolarına bende gözüm kapalı inanıyorum. Bu tüyoyu da çekimlere giden bir arkadaş söyledi. Hatta nişan sahnesinde orada küçük bir bölümde oynayacakmış.
yaren.yaren / 3 Şubat 2008
 
yaren'in tüyosu gerçek olabilir. Çünkü geçen hafta tüyo alırken artık aşkın ilk adımlarını izleyeceğimizi de duydum. Bu nedenle tokat olmayabilir. Zaten tahminlerimde de bunu belirttim. Çok güzel sahneler bizi bekliyor dedim.
3. şahıs tüyosuna gelince. Ben şimdilik böyle bir tüyoya inanmıyorum. bir kere haberler aldı başını gitti yaa herkes bir şey atmaya başladı ortaya. Ayrıca sayılan isimler daha önce hep başrol oynamış kişiler. 3. şahıs olarak birini canlandırmayı kabul edeceklerini zannetmiyorum. Adı geçen kişiler gerçekten kaliteli oyuncular çünkü. Ozan Güvenin daha önce de diziye gireceği söylendi ama yalandı. Şimdi de böyle bir şey yoktur.
Neslihan17 / 3 Şubat 2008
nur(g) / 26.08.2009
 
 
Demek tokat yokmuş. Şaşırmadım, içimde hep tokat olmaz hatta Asi de karşılık verir ve uzun bir öpüşme olur, sonrada kafalarını birbirlerine dayar biraz öyle kalıp, aniden Demir 'in bırakıp gitmesi ya da Kerim veya Defne'nin seslenmesiyle kendilerine gelirler gibi bir düşünce vardı. Aahhh keşke böyle olsa!
Demir Asi'ye keçi dedi hep ama kendi de az keçi değil hani yani.
Bekleyeceğiz. Ya sabır.
Bir de komik gelebilir ama bir şey çok dikkatimi çekiyor. Murat Yıldırım'ın konuşmasında, diksiyonunda bir hoşluk var. Bazı harfleri kullanırken değişik bir söyleme tarzı var. Örneğin, son sahnede farklı kelimesini kullanırken ‘f’ harfi ile ‘a’ harfini birleştirirken farklı kelimesini söylemesi ve yine bazen başka yerlerde bunu yapması dikkatimi çekiyor. Farklı ve değişik. Hoş geliyor benim kulağıma. Allahım nelere dikkat ediyoruz! Daha öncede bir şey yapıyor bu çocuk konuşurken derken, son sahnede işte yakaladım oldum. Farklı derken de yaptı. Bir de balkon sahnesinde bir yerde dikkatimi çekmişti ama onu yakalayamadım. Neyse… hoş bence. Havalı bir diksiyon.
Elaaya / 3 Şubat 2008
 
Dizimizi beğeniyorum ama başta "Asi" dizisinde "başrol Antakya" olacak deniliyordu, ben de bundan yola çıkarak o yörenin gelenek ve göreneklerinden tutun da birçok özelliğinin dizide konu edileceğini sanıyordum ama 14 bölümdür gördüğüm tek Antakya’nın doğal güzellikleri ve filizlenen güzel bir aşk hikayesi. Yanlış anlaşılmasın, bundan memnunum. Ne yalan söyleyeyim biraz hayal kırıklığına uğradım. Dizimizde Kozcuoğlularının Asi ve Defne’den başka iki kızı daha var. Asi & Demir arasına üçüncü şahısları koyacaklarına bu karakterleri açsalar biraz, bence daha iyi olur. Bir de Süheyla’ya oğlunu bulmak için avukat gibi biri çaksa, belki yine o yöreden bir karakter, yardımcı olsa, onu anlasa, hatta yakınlaşsalar. Yanlış anlaşılmasın, İhsan & Neriman rahat kalsın bazında söylemedim bunu, zaten İhsan Neriman’ı sevmiyorsa ve hala Süheyla’da gözü varsa… ki öyle olduğunu düşünmüyorum… o evlilik tüm beraber geçirilen yıllara ve dört kıza rağmen benim gözümde bitirilmeli. Ama ben evli ve karısını, yuvasını seven İhsan’a aşık bir Süheyla görmek istemiyorum. Süheyla’ya da (hiçbir kadına da) yakıştıramıyorum bunu.
Fatma-1721 / 3 Şubat 2008