
![]()
funda
![]() * Kozcuoğlu ailesinin kız sayısı * Asi ve Defne'nin diğer kızlardan daha aklı başında olması * Demir'in gururlu ve kendini beğenmiş olması * Asi ve Demir, Defne ve Demir'in arkadaşı Kerim arasında bir ilişki olması
Bunlar oldukça yüzeysel benzerlikler. Benzemediği noktalar ise çok daha önemli.
* Aşk ve Gurur'da Elizabeth Bennet o dönem İngiltere'sinde kendisinden beklenen şeyin iyi bir evlilik yapması olduğunu bilir. Onun da hedefi sonuçta kendisine uygun bir eş bulmaktır. Asi'nin ise aklı fikri toprakta ve çiftliğin korunmasında.
* Romanda ve uyarlamalarda Mr. Bennet entelektüel ve centilmen geçmişe sahip olsa da, sorumluluklarına karşı duyarsız bir adamdır. Kitaplarını okumak dışında hiç bir şeyle ilgilenmez. İhsan ise 300 senelik çiftliklerini koruma savaşı veriyor. * Mr. Darcy Bennet ailesinden çok daha eski, Asil (aristokrat) ve zengin bir aileden gelir. Elizabeth Bennet'i başta küçümsemesinin nedeni toplumsal açıdan ona göre çok üstün bir konumda olmasıdır. Burada Asil ve zengin aile Kozcuoğluları. Demir ise iyi eğitim görmüş ve çok zengin olmasına rağmen, temelde fakir bir köylü ailenin oğlu. Yani Asi'den daha üstün bir sosyal konumu yok. * Mr. Darcy'nin intikam almak gibi bir derdi veya problemi yoktur. * Aileyi yok etmeye ve damadından intikam almaya çalışan kötü kayınpeder karakteri yoktur. * Teyze ve intihar eden anne ve buna bağlı karmaşık geçmiş hikayeleri yoktur.
Aşk ve Gurur bir aşk hikayesi olduğu kadar, 18. yüzyıl İngiltere’sinin sosyal koşulları üzerine bir romandır. Toplumsal konum ve itibar aşk ilişkisinde çok belirleyicidir. Elizabeth Bennet ve Mr. Darcy karakterlerinin kişilik özellikleri toplumsal açıdan uygunsuz bu aşkı daha da zor ve karmaşık hale getirirler. Burada ise temelinde toprak/sınıflar arası farklılık ve aşktan kaynaklanan bir geçmişin yarattığı sorunlardan dolayı baştan birbirine ters giden iki kişinin aşkını ve diğer kişilerin hikayesini izliyoruz. Bence farklılıklar, yüzeysel benzerliklerden çok daha önemli.
auryn / 11 Kasım 2007 ![]() gzd_gzd / 11 Kasım 2007 ![]() Neslihan17 / 11 Kasım 2007 ![]() PIRLANTA / 11 Kasım 2007 |

![]()
*özgürkız* / 19.11.2007
![]() Dizinin kadrosu iyi, teknik ekibi ve müziği harika; keza senaristler de iyi ama senaryo. Temeli iyi oluşturulamamış bana kalırsa. İlk bölümde bir annenin çocuklarını da yanına alarak intihar etmesini izledik, üçüncü bölümde de bir erkeğin bir bayana el kaldırmasını. Daha farklı, etkileyici şeyler bulamamış senaristler anlamadım gitti. Her ne kadar Demir'in kendisi de yaptığı hareketten oldukça pişman olsa da öyle bir olayın gerçekleşmemesi gerekiyordu. Ne olursa olsun!! Açıkçası ben senaristler daha yaratıcı şeyler beklerdim. Asiye ve Demir'in çekişmeli aşkları olacağını anladık da bunun sağlam bir temele oturtturulduğunu düşünmüyorum ben açıkçası. İlk bölümde Asi Demir'e kendisini boğulmaktan kurtardığı için teşekkür etmedi diye ve Demir de kızı elinde koca çuvalla yol ortasında bıraktı diye birbirlerine düşman kesildiler. Elbette ki bunlar hoş hareketler değil ama düşman kesilecek kadar da sert hareketler değil. Bunun dışındaki inatlaşma, kavga sahneleri de bana zorlama geliyor. En başta birbirlerine neden bu kadar zıt olduklarını sağlam bir şekilde izleyebilseydik, belki benim açımdan daha inandırıcı olabilirdi o sahneler. Dediğim gibi senaryonun temelinde bir sorun var. Ayrıca dizinin adının Asi olmasını anlayabilirim Antakya'da çekilmesinden dolayı ama Asi’ye'ye Asi denmesini anlayamıyorum. Bir tek asiliği Demir'e yapıyor, kaldı ki bana göre o Asilik değil, hafif şımarıklığa kaçıyor. Mesela çit meselesi. Olayı daha doğru dürüst anlayıp bilmeden gidip o çitleri yıkması bana Asilik olarak değil de düşünmeden hareket etmek gibi geliyor. Bir de eğer Asi deniyorsa, herkese karşı, kendi özünde öyle olmalıdır o karakter. Sadece Demir'e karşı değil. Bir başka nokta da Tuba Büyüküstün. İlk bölümü izlediğimde de demiştim, bana göre oldukça naif kalmış bu role. Mesela geçende Milliyet'te Sina Koloğlu da yazmıştı; ''Tuba Büyüküstün'e böyle iddialı bir rol biçilmişse ("Aşk ve Gurur" daki Keira Knightley), altından kalkması zor gibime geliyor. Ama daha rahat bir geçişle yani fazla "yük bindirmeden" bu ilişki ağı örülecekse, Tuba Büyüküstün altından kalkar.'' Ben de aynen böyle düşünüyorum. Tuba'yı severim ben ama oyunculuk anlamında çok da beğendiğimi söyleyemem. Gerçi doğru dürüst bir tek Çemberimde Gül Oya'da izlemiştim ve orada da Ç.Ağan'ın da tabi ki payıyla gayet iyiydi, onun dışında da birkaç sinema filminde ve Ihlamurlar Altında'da bazen izledim. Bu arada Asi’ye'nin kıyafetlerine değinmeden olmaz; tarlada, ahırda onca şeyle uğraştıktan sonra evde yemek masasına da aynı kıyafetlerle oturması beni rahatsız ediyor şahsen, buna dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir de tamam Asiye diğer kardeşlerinden farklı, daha değişik giyiniyor ama bari Sünnet Düğünü'ne de o tarz giyinmeseydi. Demir'e gelince… aslında önce Murat Yıldırım'a değinmek lazım. Bundan önce çok fazla izlememiştim, arada Fırtına'ya bakardım ve orada oynadığı karakterle buradaki karakteri oldukça farklı ki. Murat Demir'i daha ilk bölümden beri üstüne çok iyi bir şekilde giymiş ve gün geçtikçe daha da başarıyla canlandırıyor rolünü. Her ne kadar Demir'in karakteri de bana biraz ters düşse de izlemesi oldukça keyifli oluyor, aynı Cemal Ağa rolüyle izlediğimiz Tuncel Kurtiz gibi. Bir de Arslan var… Senaryoda önemli bir yere sahip olduğu belli. Saygın Soysal'ı ben Kırık Kanatlar'da da izlemiştim ve hakikaten yetenekli bir çocuk, rolünün hakkını oldukça iyi veriyor. Son birkaç sayfadaki yorumlara baktım da herkes Arslan'ın bakışlarından korkmuş. Ben de korktum açıkçası. Bu arada çok büyük bir ihtimalle Demir'in teyzesinin oğlu ve babası da sanırım İhsan Ağa'nın babası. Bu hafta en beğendiğim sahneler Defne ve Kerim'in ormandaki halleri ile İhsan Ağa'nın yere çöküp isyan etmesiydi. Çetin Tekindor harikaydı yine ama keşke Tuba da daha iyi oynasaydı. Bu arada Hasan'ın dediğine katılıyorum, bence de Defne ile Kerim'in daha aktif olması lazım. Yan karakterleri pasif olan diziler, sonradan klişeleşmeye hazır oluyor. Bir de Demir'in sünnetten kaçan çocuğu annesinin yanına getirdikten sonra Asi’ye'yle olan konuşmalarını da beğendim. Reytingler de iyi gelmiş bana göre. Umarım senaryodaki eksiklikler iyi bir şekilde oturtularak ilerler dizi.. cropsy / 11 Kasım 2007 ![]() Bir de ne o öyle, sadece Asi babasına destek oluyor. Sarılıp ağlıyor o sahnede de Tuba maalesef çok sönük kaldı, Çetin Tekindor kurtarıcı gibi ama yetmedi. nisailayda / 11 Kasım 2007 ![]() ihlamurdelisi / 11 Kasım 2007 |

![]()
funda
![]() GULPEMBE72 / 11 Kasım 2007 ![]() Bu kadar yalın ve özgün giyinen bir kadının (Asi) bu kadar alengirli ve hazırlaması zaman alan bir saç modeliyle dolaşması çok garip aslında. Asi'nin saçına bu kadar zaman harcayacak bir karakter olduğunu düşünmüyorum. Ama bu saç modeli Tuba Hanıma çok yaraşmış. Ben kıyafetten çok Asi'nin pis (tezek ve çamur kaplı) çizmeleriyle yemek sofrasına oturmasını yadırgıyorum. Atlarla ve toprakla uğraşan birinin üstü kaçınılmaz olarak çok kötü kirlenir. Boklu çizmelerle evin yemek odasına girilmez. Bence bu çok daha büyük bir sorun. Süt çiftliği ve at çiftliği olan arkadaşlarımın evlerinden biliyorum, azıcık dolaşınca bile insanın botları feci hale geliyor. Hiç bir talaş miktarı da bu hijyen sorununu çözemez. Asi'nin evde de üstünü değiştirip, giyebileceği özgün kıyafetleri olmalı. Ev işinden çok iyi anlar aslında diye takdim edilen Asi'nin sürekli pis (hayvan teri ve tezeği kokan) kıyafetler ve çizmelerle yemeğe oturması ciddi bir faul dizi açısından. auryn / 11 Kasım 2007 ![]() Dizi ilerleyen dönemlerde Asi'nin etrafında dönecektir bence şuan tamamen Demir'in etrafında dönüyor Demir’in geçmişi, Demir’in intikam planı, Demir’in hesapları vs vs. İlerleyen bölümlerde Tuba'da role ısındıkça, çok iyi performans geleceğini düşünüyorum. Sadece Tuba değil diğer oyuncularında role ısınmaları lazım bence. Şu ana kadar en ısınan karakter Demir, Neriman ve Cemal Ağa gibi geldi Çetin Bey’inde bazen vurguları TRT’de program sunan insanların konuşmaları gibi geliyor çok düzgün. Kerim'i oynayan beyefendi de elini kolunu koyacak yeri bir türlü bulamıyor bu çok belli oluyor. Yani daha ilk bölümler olduğundan oyunculara biraz zaman vermek gerek (gerçi dizilerin kaderleri ilk bölümlerde belli oluyor). sinem* / 11 Kasım 2007 ![]() Asi’nin kıyafetleri 18 yy Avrupa Devletleri yaşam tarzı giyinişi (ve her yere bunlarla gidiyor). Asi Demir düşman olacaksa temelde etüt çalışması yapılmalı idi, ama yapılmamış. Ee normal bina yakında çöker. Böyle düşmanlıkta görmedim hani! Biri teşekkür etmedi diye arabadan indirir. İlk fırsatta tokat atar bunların altı doldurulmazsa ne olur! Biz ekran karşısında; Aaa ne güzel dans ediyorlar ne güzel bakıyorlar deriz... evet biz sadece bakıyoruz galiba... matraka / 11 Kasım 2007 |

![]()
GULPEMBE72 / 10.11.2007
![]()
Cemal Ağa'nın kötü ve art niyetli olduğunu kesinlikle düşünüyorum. İhsan'ın babası Yusuf Ağa ile sorunları olmuş olabilir ama İhsan'ın ona bir şeyler yaptığını düşünmüyorum. İhsan ondan yardım almak istemeyebilir, kendi tercihidir. Cemal Ağa ise kendisinden aman dileyecek hale gelmesini iştahla beklemektedir. Üstelik bu kızına ve torunlarına da büyük zarar vermektedir, bunu bile görmezden gelip İhsan ile kafayı bozmuştur. Sevmeyebilir ama sevmiyor diye de kötülük peşinde koşması gerekmemektedir...
Demir'in İhsan'ı sevmeme meselesi tamamen geçmiş ile alakalı. Yusuf Ağa bunlara büyük kötülük yapmış, onların kovulmasına İhsan engel olamamış ancak Süheyla’ya para vermiş, hiç değilse bu kadar yardımcı olmaya çalışmıştır, ancak hala olanlardan pişmanlık yaşamaktadır... tabi bu kadarla sınırlı değildir ancak İhsan'ın bilinçli bir şekilde zarar verecek biri olduğunu düşünmüyorum. Arslan'ın sevmemesine gelince… adam psikopatın teki, babasına ve kardeşine o şekilde davranan, muamele eden biri kimseyi sevmez, sevmiyor da, İhsan'da onlardan biri sadece... İhsan’ın çiftliğinde kahyanın oğlu olarak hizmette bulunmayı kendine yedirebilmiş gibi de görünmüyor üstelik bulunduğu konumdan memnun değil... sude9 / 11 Kasım 2007 ![]() GULPEMBE72 / 11 Kasım 2007 ![]() Demir karakterine ilk iki bölümde uyuz olmamıştım ama şimdi nefret bile ettiğimi söyleyebilirim. Bir kadına tokat attıktan sonra onunla utanmadan üstelik gülerek bile konuşacak kadar uyuz bir karakter. Kerim ve Defne aşkı bence Asi'yle Demir aşkından daha güzel... çok çabuk aşık oldular ama olsun en azından birbirlerine karşı saygılılar fırtına / 11 Kasım 2007 ![]() GULPEMBE72 / 11 Kasım 2007 ![]() Güneş-07 / 11 Kasım 2007 ![]() secoms / 11 Kasım 2007 |

![]()
funda
![]() Bir de araba konusunda bence erkekler genelde bayanlardan daha iyi araba kullanıyor. Ama Defne ile Kerim’in kime önce haber vermesi konusunda bence Asi’ye verilmesi normal, çünkü Demir oraları bilmiyor ki… tabi ki Asi gidecek ilk. Ama ben Asi’nin yerinde olsam arabama almazdım. Arabası mı bozulacak yolda mı kalacak umurumda olmazdı, özellikle de bana tokat atmış birine. Burnundan getirirdim kendisini kötü hissetmesi için. est / 11 Kasım 2007 ![]() sinem* / 11 Kasım 2007 ![]() zd_gzd / 12 Kasım 2007 ![]()
İhsan Bey, Kozcuoğlu ne de olsa aşık olup, istemiş ve de almıştır. Tabi ne bilsin o eli yüzü düzgün sessiz sakin duran kızın bu hale dönüşeceğini. Bundan 30 yıl öncesini falan düşününce zaten evlenmeden önce fazla konuşabildiklerini de sanmıyorum ki birbirlerini tanıyabilsinler. Ama her şeye rağmen hala birbirlerini sevdikleri belli oluyor. Aslında İhsan Bey’le Neriman Hanım nasıl evlenmiş değil nasıl bunca yıl evli kalabilmişler bu zıtlıkla onu öğrenmek lazım bence.
lawinia / 12 Kasım 2007 ![]() sude9 / 12 Kasım 2007 ![]() … aklıma şöyle bir şey geldi ne dersiniz bilmem? Bu İhsan'la Süheyla gençliklerinde birbirlerine aşık olup beraber olmuşlardır. Sonra Süheyla hamile kalır. İhsan'ın babası da bunu öğrenir ve oğlunun bir çalışana aşık olmasını kendine yediremeyip bebekten hiç İhsan’a bahsetmeden … … bebeği doğduktan sonra şimdiki aileye evlatlık olarak vermiştir. Çok mu uçtum olabilir mi böyle bir şey sizce? rumeysa05 / 12 Kasım 2007 ![]() GULPEMBE72 / 12 Kasım 2007 |

![]()
ante
![]() SONAY T. / 12 Kasım 2007 ![]() Tokat olayı ile alakalı bir kaç satır karalayayım. Asi o sahnede tepki vermediyse bence sebebi kendisinin de ileri gittiğini düşünmesidir diyorum. Hee Demir haklıdır demiyorum. Ama Asi de tahrik ettiğinin farkında. Adam hayatını kurtarmış yarım ağız ve geç teşekkür et. Git çitlerini yık. Hakaret et sonra bide üzerine tuz biber görgüsüz de. Karşılığında bir demet gül beklemiyordu herhalde. … … Şiddetin her türlüsüne de karşıyım. Ne enteresandır ki hayatta en sevdiğimiz varlıklar annelerimiz… Eminim hepimiz en azından bir kaç kez şamarlarını yemişizdir… Ağustos Böcüğü / 12 Kasım 2007 ![]() SONAY T. / 12 Kasım 2007 ![]() emosss / 12 Kasım 2007 ![]() merve_polat / 12 Kasım 2007 ![]() Neslihan17 / 12 Kasım 2007 |

![]()
funda
![]() Asi'nin geçekten bahçeye girip mısır kırdığını ya da gidip süt sağdığını zannetmiyorum. Var mıydı öyle sahneler ben kaçırmış olabilirim... Ortalarda koşturuyor her şeyi yaparım edasında. Allah inandırsın Ziraat mühendisi kızdan bile daha bilgili ekip biçme konusunda. Dikiş falanda geliyor elinden. Yemek yapmayı bilir mi ilerleyen bölümlerde anlarız. Kıyafet konusunda son söz olarak diyeceğim o ki. Gündelik yaşamında giydikleri ve ayağından çıkarmadığı çizmeleri benim çok taktığım mevzular değil. Ama tutup kasabaya o kıyafetlerle inerse ki iniyor... ona lafım olur. Bir de at sırtında kendisini binici pantolonu ile görmeyi tercih ederim. Çok da yakışır. Sanki gelin alınmış atın üzerine oturtulmuş gibi atın gerisine doğru son derece muntazam serilmiş bir etek beni tırmalar. Bence Asi Demir'den çitler konusunda özür dilemeliydi. Bir başkasının malına mülküne zarar vermesi haksızlıktır. Bu hakkı kendinde nasıl gördü? Bir de yaptığı övünülecek bir şey gibi tekrar yapacağını söylüyor. Demir’in tokat atma sebebi nasıl kaza sonucu yüzüne gelen kamçı değilse Asi'nin de sebepleri sadece çit mevzuu değil. Ben biliyorum sebebi ama demiyeceğim. Ağustos Böcüğü / 12 Kasım 2007 ![]() SONAY T. / 12 Kasım 2007 ![]() merve_polat / 12 Kasım 2007 ![]() SONAY T. / 12 Kasım 2007 ![]() sude9 / 12 Kasım 2007 ![]() Kızımız "özür" özürlü. Kazayla kırbaç Demir'in yüzüne geldiğinde dahi özür dilerim diyemiyor. İstemeden oldu diyor. Bir de isteyerek olaydı... Oğlumuz geçmişi yaşıyor "dinleme" özürlü. Ağustos Böcüğü / 12 Kasım 2007 |
