
![]()
usayken
![]() Aynı şüphe bende de oluştu. Acaba söyledi mi? Gerçi sonuç fark etmeyecekti zira Demir kapılarını o an için Asi'ye kapatmıştı. Demir'in bu kızınca küsme işi hoş değil, bir erkek bu kadar küsmemeli, devamlı karşısındaki açıklama mı yapacak? İhsan Bey’in “çiftliğinde çalışabilir miyim?”*filan diyeceğini sanmıyorum. Bu çok gururlu olduğu söylenen biri için alçaltıcı. Ama başka önerisi olabilir belki “Asi'nin çalışmasına izin veriyorum” diyebilir. Neriman bence de entrikasız, şeffaf bir karakter. Zararsız biri ve iyi bir anne. Belki Nur Sürer'in katkılarıyla seviyorum. İhsan Bey’den daha dürüst, belki o kadar gururlu değil ama dürüst. Ve ilk kez kocasının kendisinden bir şeyler gizlediğinin farkına vardı bu travmayı yaşıyor, belki ummadığımız bir eş profili ve performansı çizecek . siyah-beyaz / 26 Ocak 2008 ![]() Aslan, arabanın gidişinden. Diğer arabadakileri gördü ise, ondan. Bir şeylerden şüpheli gözlerle takip etti. Ya da, bu hissi vermeyi başardı. Demir ile Kerim'in, arabadaki ilk sözleri, içlerinin sıkıntısını yansıtıyordu "Bülent'i geri getirebilirsek". Kendisini, bunu yapmaya mecbur hissetmek, ama tehlikeleri de bilmek. Yine de vazgeçmemek. Neden? Yanıtı kalplerde gizli. Diller başka şey söylese de. Asi, Lüle'nin yanına döndüğünde, Demir ile yaptığı konuşmayı açıklamadı. Lüle de önemsizmiş gibi yaparak geçiştirmeye çabaladı. Ama, sadece miş gibi yaptı. Önemli. Hem de çok önemli bir konuşmaydı. Evlenme teklif etmiş biri, ortada bırakılarak gidilmiş, bir başka erkekle, uzaktan bakanın, romantik olarak bile yorumlayacağı bir konuşma gerçekleşmiş. (Bu Lüle tam bir hödük. Her şey ortada. Görmemezlikten gelmek neyin çözümü acaba.) Daha önemli meselesini konuşmak isteyen Lüle'yi, nasıl bertaraf edeceğini düşünen Asi, önce Fatma hanımdan medet umdu. Aslan ile annesinin muhabbeti çok hoştu. "Almanyalı var ya. Adı neydi?" ekşi bir suratla soruyor. Adam 5 bölümdür dizide. Oyuncular bile ezberleyememiş adını. Aslan'ı 4 bölümdür seviyordum zaten. Ama bu 5. bölümdür ki. İyi ki sevmişim bu çocuğu dedim. "Kenan kılı mı?" "O adamda bir yapıştı ki kene gibi." "Hiç hazzetmiyorum o heriften" ana oğulun muhabbetleri, sarılmaları, Aslan'ın aslında, sert mizaçlı ama gerçek bir kötü olmadığının, kalbinde sevginin de olduğunun kanıtıydı. (ben biliyordum zaten) Bu arada, Lüle'nin, ileri safhada psikolojik sorunları olduğunu, Pamuk Prensens masalının, Pamuk Prens versiyonundaki cadı üvey anne yerine, cadı damat adayı modunda ayna konuşmalarını izlerken anladık. Bu adamı, Bakırköy falan paklamaz. Yazık bizim doktorlarımıza. (kazak o kadar kötü ki. Dizinin içinde özel repliği vardı) Hizmetçiyle karışık bir eş modeli izledik Kenan'dan. Künefe yaptıracak. Vay vayyyy! Kararlı Aslan. Silahı aldı ve yola çıktı. Başının belaya gireceği kesin. Ama o da gözünü karattı. Defne ile karşılaşması Kenan'dan "Almanyalı da burada" diye bahsetmesi. Defneyi uyarması iyiydi. "Asi". Bu sesleniş de tehdit var. Demir ile kaç sefer kavga ettiler, kaba şekilde kolunu tuttu. Sert sesle konuştu. Ama hiç birinde, bu tehdidi hissetmedim. Burada, insanların istedikleri olmadığı zaman nasıl çirkinleşe bileceklerini de gösteriyorlar. Cemal Ağa, konağa sıkıntılı döndü. Bu arada, Neriman Asi'ye, "Hayır mı diyeceksin Kenan'a" diyor. Asi ise, "Anne evlilikten bahsediyoruz. Önce sevmek gerekmiyor mu?" sen sevmenin ne olduğunu öğrendin mi Asi kız. Öğrenmiş öğrenmiş. "Babamın kefaletini ödeyecek diye onunla evlenemez ki anne". Defne'den gelen destekler sonsuzdu dün "zaten babam duyarsa da çok kızar" "Ama bu evlilik babanı kurtaracak tek çare. Başka bir şey geliyor mu aklınıza." "Çare düşünüyorum. Ama bu Kenan'la evlenmek değil. Benim için herhangi biri. O'na aşık değilim" Asi, kime aşıksın. Var mı birileri. Biz tanıyor muyuz? Bak söyle aranızı yapalım. (bunların bir şey yapacağı yok. Bu işe bir el atalım) Neyse şaka bir yana, Asi, sevginin aşkın olmadığı bir evliliği, babası için bile kabul etmeyeceğini söyledi burada. Bu belki de, ilk defa babası için, kabullenmeyeceği bir şeydi. Asi'nin dönüm noktasıydı bu. "Babanız da benle ilk evlendiğinde bana aşık değildi. Zamanla oldu." zamanla aşk olur mu bilmem. Bence süreye yayılan sevgidir. Aşk daha anlıktır. Kısa bir andan bahsetmiyorum. Aşk başlar, bitmez ama sevgiye daha uzun soluklu, daha durağan ama yaşanması daha güzel bir sevgiye dönüşür. Melek, içten candan bir geçmiş olsun ile karşıladı İhsan ile Asi'yi. Süheyla'da yarı içten sayılacak bir geçmiş olsun diledi. Durumdan haberi olmadığını, açıkladı. Bu Asi'nin geldiği gece söylediği sözleri haklı hale getirdi. 10 gün belki uzun bir süreydi. Ama bilinmeyeni katlanabilir hale getirmek için uygun bir süreydi. Kim bilir belki de Demir, genelde uzun iş seyahatlerine çıkıyordu. " yeğenine borçluyum özgürlüğümü. Daha da önemlisi şerefimi" evet artık maddi ve manevi borçlusun Demir'e. Bazı şeyler değişse, Demir'in bir an bile düşünmeden sileceği borçlar bunlar. Kendisi de farkında. Asi'nin tek bir lafı ile borç-morç kalmaz. Ama bu borçlar şu an iki aşığın arasındaki en büyük engel. Gururlu Asi, Demir açılmadan hislerini belli etmek istemez. Demir'in, borçlardan kurtulmak için, kendisine yanaştığını düşünmesini istemez. Demir açılamaz. Asi'nin, borçların tahsilini başka yollarla sağlamak istediğini düşünmesinden korkar. Bu aşk itirafı, sessiz sakin bir şekilde olmaz. Duygu patlaması şart. Sakin sakin " ben seni seviyorum" ı ıhh. Doğaları gereği sakin konuşsalar da, birbirlerini yemeden duramıyorlar. Ama iş aşk itirafına gelince bu sakin olmaz. Dans sahnesinde, çok can yakıcı laflar, sakince söylendi. "bekle beni" sakince söylendi. " beklemedin beni" yine sakince söylendi. Bunları Demir söylediğine göre, itiraf Asi'den gelir mi… bağıra çağıra. qsawe / 26 Ocak 2008 ![]() chilena / 26 Ocak 2008 ![]() İşte bu sihirli kelimeydi Kozcuoğlu ailesini ayakta tutan. İhsan Bey'in suçsuzluğuna hep inandılar ve gerçeklerin bir gün açığa çıkacağı düşüncesinden hiç vazgeçmediler. Onların, bu yaşanmışlıkların verdiği yorgunluğundan yararlanmak ve kendi bencil istekleri için kullanmak isteyen akbabalar türedi. Ama karakteri ve yüreği Demir gibi sağlam biri vardı ki, tüm bu akbabaların heveslerini kursaklarında bıraktı. Olaylar, zincirin birbirini takip eden halkaları gibi ard arda geldi. Bunların sonucunda kendini, işlemediği bir suçun sahibi olarak bulan İhsan Bey ailesinin özellikle de Asi'nin kendisi yüzünden olmadık sorumlulukların altına girmesinden hep korktu. Ama şunu bilmiyordu ki dışarda kendisinden habersiz dolaplar dönmeye başlamıştı bile. Asi ile evlenmeyi kafasına koyan Kenan, onu bu evlenmeye vicdanen mecbur bırakmak için kefalet parasını ödeme talebinde bulundu. Evlenme teklifi ile kefaleti ödeme teklifini bir arada yaptı ki, aklınca kapıldığı bu zorluk akıntısı içerisinde Asi onu tutunacak bir dal olarak görecek ve teklifine büyük bir minnettarlıkla evet diyecekti. Fakat işler umduğu gibi gitmedi. Her ne kadar o an için, babasını kurtarabilmek adına ortalı bir konuşma yapsa da Asi ona evet demedi. Ama kendinden emin olan zavallı Kenan bu arada kalmış cevabı bile, evet olarak idrak etmiş olacak ki kefalet parasını ödemekle kalmadı, İhsan Bey'i kayınpederim sözleriyle anmaya bile başladı. Ama bu hayal aleminden düşüşü, yükselişi kadar hızlı oldu. Diğer bir tarafta ise zorlu adımlar atıldı. Demir, Kerim ve daha sonra rastlantılar sonucu bu ikiliye katılan Aslan, Bülent Bey'i sınırdan geçirmek ve suçunu itiraf ettirerek Kozcuoğlu ailesi üzerinde ki karabulutları dağıtmak için büyük çabalar harcadılar. Başarıya ulaştılarda. Ama bu başarı Demir'i, ulaşmak istediği iç huzuruna götürmeye yetmedi. Aldığı, Kenan Bey tarafından kefalet ödendi haberi onda hayal kırıklığına neden oldu. Çünkü İhsan Bey'in kefaletinin ödenmesi demek onun için Asi’ye giden yolun kapanması demekti. Onun gözünde kefalet için verilen bu para Asi'nin ona olan güvensizliğini ilan etmesi ve bu zamana kadar kalbinde çizdiği Asi resminin tamamen hayalden ibaret olması demekti. Bu yüzden kırgınlığı da o derece büyük oldu. Asi'yi dinlemek bir kenarda dursun onun gözlerine bakmadı bile. Çünkü gözlerine her baktığında içinin titremesine neden olan kişiyi kendinden bu kadar ayrı ve yabancı hissetmek ona çok acı verdi. O kadar acı verdi ki, sözleriyle onun da canını yakmak istedi. Bundan sonra olaylar nasıl gelişir bilemiyorum. Ama şunu biliyorum ki ortada, gerçek bir sevgi varsa eğer bu sevgiyle atan kalpler er yada geç birbirini bulur ve kenetlenir. Bu yolculukta karşılarına çıkacak olan zorlu kapılara rağmen. Çünkü Barış Akarsu'nun da dediği gibi "Sevgi her şeyin anahtarıdır" Kara İnci / 26 Ocak 2008 |

![]()
nur(g) / 19.01.2012
![]() Asi’yeDemir / 26 Ocak 2008 ![]() Diğer bir sebep ise, olayların doğruluğunu başka kim açıklasa, bu bölüme kadar çizdikleri imajı yıkacaklar. Bir tek Kerim, anlatabilecek durumdaydı. ama, bunu anlatması Demir'i sinirlendirebilirdi. En tarafsız Avukattı ve en güzeli oldu. qsawe / 26 Ocak 2008 ![]() pas.si.on79 / 26 Ocak 2008 ![]() İhsan teşekkür için geldiğinde Süheyla'nın daha yumuşak ve anlayışlı bir hali yüz ifadesi oluyor. İhsan ile konuşmak adına ilk adımı atan taraf oluyor. Gözleri parlıyor. Asi ye de geçmiş olsun diyor ama İhsan'a gösterdiği ilgi alaka ve yakınlığın zerresi yok, gülümseyen göz ve ifadeden eser kalmıyor bilindik sert halline dönüyor. Kozcuoğlularından intikam alma peşinde olayın yaşandığı zamanlarda olan kişi İhsan. Ama Süheyla'nın tavır takındığı ve bunu göstermek için çabaladığı kişi Asi. Demir'in Asi'ye alakasının farkında olmasında da bu tavrının etkisi var tabi. Hal böyle iken intikamdan hala bahsetmesi tuhaf. Neden kimden ve ne için? Bu soruların cevabının hiçbirinde İhsan olmadığı muhakkak. sude9 / 27 Ocak 2008 ![]() Farklılaşan bir Demir var. Evet, söyleyeceğini açık açık ifade ediyor ama çok ağır bir biçimde. Asi'nin satın alınan, gurursuz, mücadele etmeyip kolay yolu seçen biri olduğunu vurguluyor. Asi tavrının nedenini bilmiyor sonra anlıyor ama Demir peş peşe sözlerini sıralayıp ağır ve kırıcı konuşuyor. Beklemediği tavır ve sözler ile karşılaşmak üstelik sevdiği kişiden bunları duymak haliyle donakalmasına neden oluyor. Aklı babasında, Bülent gerçeği söyler mi babası kurtulur mu düşünceleri var üstüne bir de Demir'in tavrı ve sözleri. Afallaması, konuşamaması doğal. Kendisini toparlayamadan avukat geliyor durum hakkında izahat veriyor. Demir'in Halep macerasından, Aslan'ın başına gelenlerden ve Bülent'in söylediklerinden haberdar oluyor. Oldukça karmaşık ve üst üste gelen olaylar. Tüm bu karmaşıklık giderildiğinde tabi Demir'in öfkesinin dinmesini de beklemiştir yanlış anlamayı gidermek adına çiftliğe gidiyor ama Demir ile konuşamıyor. sude9 / 27 Ocak 2008 ![]() Kenan’ın Asi’ye karşı sert davranması mesele bir: 12. bölüm sonunda burada biraz Asi karakterine karşı haksızlık yapılmış gibi gördüm. Kenan’ın o tavırları yani bunu en azından Demir yapsaydı Asi’miz lafıyla sözüyle yer bitirirdi. Daha atak bir Asi tavrı beklerdim. İkincisi: Demir’in karakolun önünde söylediği sözler. Evet, çok ağır sözlerdi yenilir yutulur tarafı da yoktu. Haklı mıdır? Demir bildikleri karşısında söylediklerinde haklıdır. Burada konu olarak Demir’in haklılığını savunduğum yok. En azından Asi orda bazı meseleleri söyleye bilirdi suskunluğuna gerçekten bir anlam veremedim. Diğer bir başka ve en önemli mesele bence Demir’in İhsan Bey’in tutuklanmasından olayın çözümüne kadar gerçekten bir mütevazilik örneği göstermesi. İnan dönüp bakın normal yaşantımızda bile gerçekten böylesi mütevazilik örneği gösteren insan sayısı çok azdır. Demir karakterine uyan bir mütevazilikte olayları halletmesi çok hoştu ve keyifle izledim. (hatta hızımı alamadım bugün Euro d de izledim.) Son bir tespitim ise güven… artık Asi ve Demir arasında bir daha dizimiz boyunca güven sorunu yaşanmaz diye düşünüyorum. Beklemedi Asi kabul de etti beklemediğini ama Demir gerçekten zor canı pahasına gitti Bülent’i getirdi ve olaya kökten çözümü buldu. Bunca olup bitenden sonra kalkıp da sevgili senaristlerimiz Demir ve Asi arasında bir güven sorunu bir güven bunalımı yaratırlarsa, bunca yaptıkları mantık hataları (aynı yerde Kerim’in telefonunun çekip Demir’in telefonun çekmemesi, yaş meselesi olayı zaten enine boyuna sevgili qsawe ve bazı arkadaşlarımız irdelediler) zincirine büyük bir halka daha eklemiş olurlar. Şimdiden söyleyeyim. unutulmayan / 27 Ocak 2008 ![]() 1. Konuşmaya çabalardı. 2. Kaba kuvvet kullanabilirdi. Tokat mesela. 3. Arkasını döner o inerdi merdivenlerden. Demir, ne yaptığını düşünür. Belki peşinden giderdi. 4. Dumur olur kalır, Demir merdivenleri inince aklı başına gelir. O lafları yiyemeyeceğini anlar, peşinden koşar, önüne geçer ve ne olduğunu haykırırdı. 5. Hiçbir şey yapmaz. Anlamaz şekilde bakar ve susar. Bunu yaptı işte. qsawe / 27 Ocak 2008 ![]() İhsan Bey ve Asi, Demir'in çiftliğine gittiklerinde Demir Asi'ye en uzak açıyı seçerek İhsan Bey’in yanına geldi. Asi ile kolay kolay yakın düşemeyeceklerinin bir işareti daha. Asi'nin fena halde bir yerde sıkıştırması şart, yoksa Asi ile kesinlikle konuşmayacak. flytomoon / 27 Ocak 2008 ![]() gulucuk / 27 Ocak 2008 ![]() |

![]()
jolie / 25.10.2009
![]() Şimdi bakıyorum eski bölümlere, Asi'nin gözlerine baktığı an eriyip giden Demir, Asi bakmadığında onu kendine çevirip zorla gözlerinin içine bakan Demir, aynı gözlere bakarak sen satılıksın diyebildi. “Böyle mi tuttu belinden, böylemi baktı gözlerine” diyen Demir nerde! Nasıl dile geldi bu kadar uygunsuz kelime o gözlere bakarak anlamıyorum. Asi’yeDemir / 27 Ocak 2008 ![]() Güneş-07 / 27 Ocak 2008 ![]() Demir: Doğru, babanın senetlerini çalışarak ödeyecek ve bitireceksin. Herkes gibi çalışmaya mecbursun. Ama ben deden Cemal Ağa ile ortak olmaya mecbur değilim. Unutma, senin üzerinden benimle ciddi ciddi pazarlık yaptı. Asi: Konu ben olunca dedemde ne yapacağını bilemedi. Demir: Evet Asi Hanım, dedenle senin için pazarlık yapmış olduk. Yani seni pazarlık konusu yapan bitek ben değilim. Nasıl, hoşuna gitti mi? Demir, Asi'ye karşı çok sertleşiyor. Demir'in sözleri offf offf. Asi’min neden tepki vermediğini şimdi anladım… “Deli(Demir) yine bir şeylere sinirlendi, bilip bilmeden konuşuyor. Kendi kendine konuş dur, sana doğruyu anlatacak halim yok. Nasıl olsa Kerim var, ne olup bittiğini sana anlatır. Bir sonraki bölüm yumuşarsın nasıl olsa” demiştir. sevda123 / 28 Ocak 2008 ![]() ![]() sevda123 / 28 Ocak 2008 ![]() sude9 / 28 Ocak 2008 ![]() Gerçekten Asi dizisini 8. bölümden sonra izlemeye başladık ben öyle keşfettim. Korkuların atıldığı, tedirginliklerin geride bırakıldığı bölümler 8 ve sonrası bölümler olmuş. Dönüm noktası diyebilirim 8. bölüm için. Bizlere gösterilmeyen ya da müzikle kamufle edilmiş İhsan Bey ve Neriman konuşması, Asi’nin isteği doğrultusunda gerçekleşmiş. Oradan sonra ben Neriman’ı garip diye nitelendiriyorum. Sen Demir ve ailesinin başına gelenleri öğren, gerçekten facia niteliğindeki olaylara Neriman usulü bile tepki verme! Gördüğüm kadarıyla bütün her şeyi İhsan Bey anlatıyor, öylesi bir izlenim verilmiş. Ama ne hikmetse, bütün her şeyi öğrenen Neriman, bütün olaylara yangına körükle giden Neriman, nedense bu olaya karşı hiç bir tepki vermiyor. O zaman pek dikkat etmemiştim ama salim kafa ile izlerken o kısımlarda bariz hata yapıldığını düşünüyorum. unutulmayan / 28 Ocak 2008 ![]() Süheyla'nın, hareketleri ilk bölümlerde, son derece tutarsızmış. Demir'e vaz geç, geri dön diyen, cenazede, durdur beni diyen kadın, Antakya'ya gidince, tüm saygı gerekliliklerini bile unutmuş. Düşmanında olsa, yeğeninin yanında çalışan bir genç kıza, yeğeninle konuşuyor diye kızıp, kıyameti kopartamazsın. Ayıp denen bir şey var. (anımsayacağınız, fuların yere düştüğü, alırken de nedense ellerin birbirine dolandığı sahne) Aslan'ın şimdiki hallerini bilerek, eski bölümleri izleyince, çocuğa en başta ciddi haksızlık yaptığımı düşünmeye başladım. O sahnelerde de annesine sıcacık sarılan bir evlat o. kız kardeşi ile olan kavgaları, o yaşın verdiği, abi olmanın getirdiği, manasız da olsa laf geçirme politikasından kaynaklanıyor. Sinirli olduğu aşikar. Hiç saklamamışlar, ama psikopatlık derecesinde değil. Haksız yere sinirlendiği pek olmamış. Hep bir sebep var. Aslında ileri görüşlü bir çocuk. İhsan Bey’in, durumunu herkesten önce fark etmiş. Ama daha toy. Neyi nerede yapması gerektiğini bilmiyor. Cevriye ile ilgili sahnelerde de, başka bir şeyler var diyordum hep. O kısmını görmedik ama büyük ihtimalle, bu işin başlangıcı karşılıklı bakışmalarla olmuştur. Cevriye 16 yaşında, saf ve cahil bir genç kız. Aslan, çok kuvvetle muhtemel o kızdan çok hoşlandı. Ama nasıl davranması gerektiğini bilemediği için, kendince bir yöntemle kıza yaklaşmak istedi. Sonuç fiyasko. Aslan'ı, o dönemde de sonrasında da, başka kızlara öyle davranırken görmedik. Psikopat ruhlu olsa, aynı anda bir çok genç kızın çalıştığı yerde, tek kızı değil, birçok kızı korkuturdu. Cemal Ağa, kuzu postundaki kurt. Kurt postundaki kuzu. Bu adam, bambaşka bir karakter. Sevdikleri için yapmayacağı şey yokken, inadı tutunca oluru olmaz yapıyor. Sağı solu belli değil. Kendi kıstasları değişmez doğruları var. Süheyla, "bebek İhsan'dan değil" dese, dünyaları ayaklarına serecek. Ama aksini düşündüğü sürece, İhsan ölse umuru olmayacak. 70 yaşında olduğunu varsaysak, bu yaştan sonra huyu değişir mi? Değişmez. Hayatın en zor kısmından eğitim almış. Eşek tepesinde, kaçakçılık yaparak büyümüş. Bu işi oyun gibi görerek yaşamış. Neden korkar bu insan. Ölümden korkar mı? 11 yaşından beri eşek üstünde, mayın tarlasından geçen, biri ölümden korkmaz. Diğer yaşananlarda vız gelir ona. Tek amacı, kızı ve torunlarını mutlu görmek. Ama kendi doğruları çerçevesinde. (Bu şahsiyeti olduğu gibi kabullenince gerçekten seviyor insan ama Tuncay Kurtiz'den başkası oynasaydı aynı hoşgörüyü gösterir miydim bilemiyorum) qsawe / 28 Ocak 2008 |

![]()
funda
![]() Demir’in da yağan yağmurun kötü şeyleri silmesi gibi, Halep’ten döndüğünde her şeyin tertemiz olacağını hayal ettiğini. siyah-beyaz / 28 Ocak 2008 ![]() qsawe / 28 Ocak 2008 ![]() Neslihan17 / 28 Ocak 2008 ![]() GULBEYAZ76 / 28 Ocak 2008 ![]() yasamakguzel88 / 28 Ocak 2008 ![]() GULBEYAZ76 / 28 Ocak 2008 ![]() qsawe / 28 Ocak 2008 ![]() Sanırım 7. bölümdeydi köprü üstündeki Demir annesinin kardeşi ile birlikte Asi’nin sularına atladığını çaresizliğin ne demek olduğunu anlatmıştır. Şimdi sıra Asi’de diye düşünüyorum. Asi de çaresizliğin ne demek olduğunu anladı. Demir’e Kenan’a evet demediğini ama çaresiz olduğu için hayır da demediğini, Kenan’ında bunu fırsat bilip böylesi bir şeye kalkıştığını güzel bir dille Demir’e anlatma sırası Asi de. Mor Asi’ye güzel yakıştı. Sıra mor rengin Demir’de nasıl duracağında. Bu adı konmamış aşkın… Demir’le Asi arasındaki aşkın… sadece bakışmalardan ibaret olmadığını, kendilerine bile itiraf edemedikleri şeyi, Kenan ve Leyla sayesinde (Cemal Ağa’nın da büyük katkılarını unutmuyorum olayların tetiklenmesi hususundaki katkıları göz ardı edilemez) bir birlerine itiraf edecekler. Bu itiraf sırasında tokatlar uçuşur mu orasını bilemem ama çok ateşli bir konuşma geçecek gibime geliyor (açıkcası böyle olmasını istiyorum) unutulmayan / 28 Ocak 2008 ![]() güleron / 28 Ocak 2008 ![]() 2. senet nakit ödendi. Bunu bedeli geri verilebilir. 3. senet henüz Demir'in elinde. İhsan, 2. senedi geri verip, 500.000 ytl’yi geri isteyebilir. Senetlerin geri alınması için, köprü üstünde yapılan pazarlık var. Asi'nin çalışmasının süresinin 1 yıla indirilmesi karşılığında senedin bedeli 2 ye katlanacaktı. O nedenle, Bülent’ten para istemişti. İşte bu pazarlık da Asi için yapılan bir başka pazarlık. Benim tespit ettiğim 3. pazarlık da bu. (İhsan-Demir. Cemal-Demir. Cemal-Lüle) Bu arada, senetler imzalandığında, tefecide yapılan bir konuşma var ki, çok önemli. "Teminat varsa % 30 faiz. Teminat yoksa % 50" Çiftlikte bankaya ipotekli. "Teminat yok yani. % 50 faiz" . Bu konuşma, tefeci ile yapılan konuşmaydı. Çiftlik, bankaya ipotekli. Bir başka alacaklı da Demir. Çiftliğin değeri ne kadardır bilemiyorum ama borç ödenme önceliği, bankadır. (hatta vergi borcu varsa, kayıtsız şartsız öncelik devletindir) Banka borcu ödenecek, Demir'in borcu ödenecek, artarsa, belki bir ev alırlar. Ya da kızlar çalışmaya başlayacak, kirada gül gibi geçinip gidecekler. qsawe / 28 Ocak 2008 ![]() cave77 / 29 Ocak 2008 ![]() benim / 29 ocak 2008 |
